Ölüm hiç özenilecek şey değil Sevgilim ölümün güzeli yok Bir çirkin oluyor insan görme Sevmeyi düşünmeyi unutuyor Ölecek misin ya bir meydanda öl Ya da dağ başında kavgan için Böyle yatakta miskince ölme
Önce ellerden başlıyor ölmek Hiç yarım kalmış bardak gördün mü Kurulmuş kol saati komodinin üstünde Kitap gördün mü az önce okunmuş Görmedin değil mi ben çok gördüm Bu yüzden ölemiyorum kolay kolay Hem ölmek de nerden aklıma geliyor İnsanlar uzayda dolaşırken
Bütün ilaçları içiyorum yarım kalmasın diye Bütün kitapları okuyup bitiriyorum Boyuna kuruyorum saatimi Getirdiğin portakalları yiyorum Sana beğendirmek zorundayım kendimi Bilmiyorsun direnmek zorundayım Utanırım karşında ölmekten Yaşıyorum böyle daha iyi
-Rıfat Ilgaz

beni sevmediğini ve sevmeyeceğini kabullendiğim gün kötü bir insan olmaya karar verdim. kaba davranmaya ve küfür etmeye karar verdim. bazen kendime yakıştıramadığım zamanlar oluyor. sonra aklıma beni sevmediğin geliyor, ben de devam ediyorum.
tekrar iyi bir insan olabilmem beni sevmenle mümkün elbette. fakat iyi şeyler olmasını beklerken yoruluyorum artık.
keşke bana bir şeyler anlatsan.

Diyorum ki göğsümün üstüne kırmızı bir kuş çizelim.
Biraz daha sarılmamız lazım sevmek üzereyiz birbirimizi.
Sevmeye meyilli yerlerim donmuş, battaniye lazım.
Ben sana sonbahar kazağı alayım sen de bana sarıl, ısınalım.
Biraz daha peri tozuna ihtiyacım var, bu sefer uzaklara uçmalıyım.

Kadın adamın göğsüne üşümüş parmaklarıyla bir ev çizdi. “Burası” dedi “Burası benim yuvam bundan sonra”. Adamla birlikte bankta uzanıp gökyüzüne baktılar, uçmak istediler, yapamadılar. Sonunda bitmiş mutsuzluklarına şiirler yazdılar, sonsuz sarıldılar.
Adam yüzünü kadının saçlarına bastırdığında gidecek bir yerlerinin olmaması, önemli değildi.
Kadın adamın göğsünde yuvasının kokusunu duyduğunda onlara yardım edecek kimsenin olmaması, önemli değildi.
Adam ve kadın yüzlerini birbirlerine bastırdıklarında havanın bunca soğuk oluşu hiç önemli değildi.
Adam ve kadın birbirlerinin nefesinde ısınırak gözlerini kapattıklarında ertesi sabah uyanamayacaklarının farkındaydılar.
Sonsuza kadar birlikte öldüler.
Geçeceğini çok iyi bildiğin fakat hiç geçmeyecekmiş gibi gelen o duygu…
Duygularının paradoksunda kendinle çarpışıyorsun. Duygularının içinden çıkamamaktan ölesiye yorgunsun, üstelik boğulmak üzeresin. Yaşamayı gözünde o kadar büyüttün ki ölmekten korkuyorsun. Ölmek isteyip de ölemediğin her an için bir sigara yakıyorsun. Artık bir şeyleri sevebilmek istiyorsun -bu sırada kalbini başka sevgilerde bırakıp kaçtığını unutmuş olmalısın- bir türlü beceremiyorsun. Bir sigara daha…
Ve sen, asla daha iyi bir hikayeye sahip olamayacağını anladığında bir daha asla sigara yakmayacaksın. Bunu ise sadece ben biliyorum, çünkü şu an son sigaramı söndürüyorum.
21.02.2013
biraz bunaltıyor beni.
| — | Turgut Uyar. (via saykodelikdesik) |
arasında
çocuk gözlerindeki şaşkınlığı
tadarak
yani ancak günlerce koşarsam
duyabilirdim
aramızda ne varsa
kıyıya bile inerdim anlıyor musun
bir cuma günü
kıyıya inmeden hiç alışkın olmadan
bütün kurda kuşa börtü böceğe bir
bir bakarak
şimdi senin bardağına koyduğum
su var ya
bu suyun rengi başkadır
| — |
(via ruhumundibi) |

